SELÇUK'UN BİLDİRİSİ

                                                                         MAHMUT TALİ ÖNGÖREN

Uzun bir aradan sonra başlarken, TRT'nin son durumundan değil de, Selçuk'un bildirisinden söz etmeyi yeğledim. Selçuk kim mi?... Annesi ve babası Almanya'da çalışmış Selçuk'un... Kendi 9 yaşında... Burada okuyor... Ama aklı Almanya'da hayır, sandığınız gibi değil, Selçuk'un aklı Almanya'nın cicili bicili şeylerine takılmamış... Almanya'yı çok seviyor Selçuk. Büyüyünce oraya kaçacak. Almanya'daki okulunu seviyor, arkadaşlarını seviyor. Oradaki evini özlemiş. Evde yalnız kaldığı zaman kendisine bakan Alman kadını özlemiş... Daha doğrusu, Selçuk orada çok önemli bir duygu sezmiş...

     Geçenlerde TRT-1'de saat 20.00 yayınlanan, yapımcı Alâettin Bahçekapılı'nın hazırladığı "Sılaya Dönüş" adlı radyo izlencesi'nde konuştu bu Selçuk, Almanların konuştuğu Türkçeyle "r" leri yuvarlayarak... Hem de çok rahat konuştu. "almanca şarkı bilir misin?..." Diye sorulunca hiç nazlanmadan bir şarkıya başlayarak. Selçuk şarkı söylemesini de biliyor. Hem de şarkı söylemekten sevinç duyduğunu da belli ederek... Hangi şarkı söyleme isteği var bu günlerde?... Ama Selçuk oralı bile değil, ya Türkçe bir şarkı da biliyor mu?... Elbette!... Onu da İstanbul'daki okulunda okuyan bir arkadaşı ile birlikte söylemek istediğini hiç çekinmeden açıklıyor... Başlıyorlar "öğretmen kultsaldır" diye bir Türkçe şarkıya...

    Evet "öğretmen kutsalıdır" Selçuk için... Ama Almanya'daki öğretmen. Çünkü Almanya'daki öğretmen "yapmak istediklerini ona anlatıyor." Alman arkadaşları da öyle. Alman arkadaşları ona Almanya'da dostluk vermişler. Ona küfür etmiyorlar bu arkadaşları. Alman komşuları nasıl acaba Selçuk'un. Komşuluk yapınca, insanlar tanışırmış, bu nedenle de komşu Alman arkadaşları ile beraber oyun oynamasını da öğrenmiş Selçuk. Ama buradaki arkadaşları ona hep kötü sözler söylüyorlarmış... Neler mi?... Ayıp olurmuş, söyleyemezmiş Selçuk. Ya Almanya'da Türk okuluna gitmemiş mi Selçuk?... Gitmiş. Ama eli bıçaklı bir Türk çocuğu herkesi kovalıyormuş orada!... Öte yandan Alman okulundaki çocuklar ona "arkadaş" diyorlarmış da, "pis Türk" demiyorlarmış. Bayramlarda da herkes birbirine armağan alıyormuş orada...

    Selçuk, İstanbul'daki okulunda bir arkadaşı ile Türkçe şarkı söylerken diğer Türk arkadaşları da onlara el çırparak tempo tuttular. Sonra Selçuk'u sevdiklerini söylediler ve bir daha da ona kötü sözler söylememeye söz verdiler. Selçuk da ağırbaşlılıkla yanıtını ve bildirisini sundu: "Bunu bütün okullara, bütün arkadaşlara söylemek isterim..."

    Selçuk talihli bir çocuk.Yurt dışında çok önemli bir duyguyu sezmiş. "sevgi"nin ne olduğunu öğrenmiş. Onun için de yurt dışına gidecek ve belki de bir daha hiç gelmeyecek... Ya buradaki arkadaşları?... Onlarda gerçekten kötü çocuklar mı?... Aslında kötü olan biz büyükleriz. Çünkü buradaki çocuklarımızın "sevgi" yi sezmeleri için hiç bir şey yapmıyoruz. Bence yapımcı Bahçekapılı çok önemli bir noktayı aktarıyor bize, dizi olarak yayımladığı "Sılaya dönüş" adlı izlencede...Ama radyodan, tam TRT televizyonu'ndaki ana haber bülteninin başladığı saate rastladığı için kaç kişi dinliyor bu izlenceyi?... Keşke TV haberleri yerine, herkes bu radyo izlencesini dinleseydi...

CUMHURİYET/10.02.1980