|
"Çevre Kurtuluş Savaşı", bir kitap adı. Kitap, sevgili dostum, yazar, yapımcı
Alâettin Bahçekapılı'nın imzasını taşıyor. Bahçekapılı; "çevre" sözcüğünün
önemine tüm yönleriyle dikkat çekmek, bu sözcüğün yansıttığı olgunun, dünyanın
geleceğini
doğrudan ilgilendirdiğini çok kişiye 'hemen şimdi' kavratabilmek için
onu, 'kurtuluş savaşı' kavramıyla bütünleştiriyor.
Çevre Kurtuluş Savaşı yapıtı, Bahçekapılı'nın uzun yıllar emek verdiği, çoğu
zaman tek başına, kimi zaman bu alanda emeği olan dostlarıyla kotardığı bir
savaşımın ürünü. Bahçekapılı; çevrenin kirlenmesi, doğanın kimliğini
yitirmesiyle oluşabilecek tehlikeyi hepimiz adına, ülkemiz için, dünya
geleceğini düşünerek gündeme oturtuyor.
399 sayfalık kitap "Dünya bize dedelerimizden kalan bir miras değil,
torunlarımıza bırakacağımız bir emanettir" görüşü üzerine oturtuluyor. Bu konuda
nerede bir yazı, bir kitap yayımlansa, hemen Duwarmish Kızılderililerinin Reisi
Seatte'in Washington'daki Büyük Başkan'a (1853-1857 yılları arasındaki ABD
Cumhurbaşkanı Franklin Pierce'a) hitaben yazdığı mektup akla gelir. Bahçekapılı
da söz konusu mektubu, kitabına almayı görev bilmiş. Dünyada kirlilik oranı
binde birken,Seatte'in böylesine duyarlı olabilmesi, insanı içten içe
düşündürüyor.
Çevre Kurtuluş Savaşı adlı yapıt, bir sorumluluk bilincinin ürünü. Bilindiği
gibi Mustafa Kemal'in ulusal bağımsızlık mücadelesini örgütlemek amacıyla
Samsun'a çıkışının 80. yıldönümünde, çevre ve kültür gönüllüleri, ulusal
değerlerimizi korumak için "ikinci kurtuluş savaşı"nı başlatmışlardı. Kuvay-i
Milliyecileri taşıyan Bandırma Vapuru'nun 1919'daki seferini, 1999 yılında
simgesel olarak yenileyen Karadeniz Kültür ve Çevre Derneği (KKÇD) Samsun'a
çıkışlarını "Çevre İçin Kurtuluş Mücadelesinde İlk Adım Günü" ilan etmişlerdi. O
günden beri yapılan yoğun çalışmalar, böyle bir kitabın biçimlenmesine yol açtı.
Karadeniz'in ulusal alandaki simgesi Kıyı dergisi de Aralık 2000'de bu çabaya
sayfalarını açmanın onurunu taşımıştı.
Çevre Kurtuluş Savaşı kitabı, beş ölümden oluşuyor. Birinci bölümde çevre,
insan, ekonomi ve geleceğimiz üzerinde duruluyor, dünyanın durumu ve çevre
sorunları irdeleniyor.
İkinci bölümde Türkiye gerçeğine parmak basılıyor. Doğanın yatağı toprak,
topraktan yetişen bitki ve ağaç, bunların solunum yaptığı hava, hepsiyle içli
dışlı olan enerji kaynakları üzerinde duruluyor.
Kitabın üçüncü bölümü bütünüyle Karadeniz'e ayrılmış. Karadeniz'in sosyo-ekonomik
durumu, yörede yetiştirilen ürünler çerçevesinde, inceden inceye ele alınıyor.
Karadeniz denildiğinde doğal olarak fındık, çay ve tütün akla geliyor. Balık
durumu ne aşamada dersiniz? Durum kötü. "Kurtuluş savaşı" kavramının niçin
gündeme getirildiği burada daha iyi anlaşılıyor. Karadeniz'in diğer
denizlerinden farklı özelliğe sahip oluşu, onun ömrünü de kısaltıyor. İyi
anımsıyorum bir söyleşimizde sevgili Bahçekapılı, "Karadeniz bir gün yanacak, bu
çürümüşlük bizi oraya götürüyor." demişti. Doğrusu kıyıya sınırı olan kentleri
düşünün, karşımızda cayır cayır yanan bir deniz... felaket bir görünüm.Bu
alevlerin suya, toprağa ve havaya vereceği yıkımı yarın siz düşünün.
Dördüncü bölümde 21.yy'ın eşiğinde Türkiye'nin kültür yaşamı ve sorunları
üzerinde duruluyor.
Beşinci ve son bölümde Dünya'nın Türkiye'nin ve Karadeniz'in yarına kalması
dileğiyle söz konusu yapıtta ortaya konulan sorunların çözümünü sunacak ikinci
cildin sırada olduğu belirtiliyor.
Alâettin Bahçekapılı, sergilediği sorunları anlaşılır kılmak amacıyla bir de
"çevre sözlüğü" eklemiş kitabına. Sözlükteki kavramların anlamına yakından
bakıldığında, üzerinde yaşadığımız güzelim dünyayla ne denli anlamsız bir savaş
içinde olduğumuz daha iyi anlaşılır.
Bahçekapılı; yüreğini edebiyata yatıran bir yazar olarak, çevre konusuna teğet
geçmiş kimi şairlerin şiirlerini de kitabına almış. Nâzım Hikmet'ten Tarancı'ya,
Ömer Kayaoğlu'ndan Yaşar Miraç'a, Gündoğdu Sanımer'den Ertan Tokinan'a, Ceyhun
Atuf Kansu'dan Fazıl Hüsnü Dağlarca'ya, Baba Salim'den Bedri Rahmi Eyuboğlu'na,
Kemalettin Kamu'dan Abidin Aydın'a bir dizi şairin dizelerindeki duyarlık,
kitabın içeriğiyle harmanlanıyor.
Bu dizelere ek olarak söz konusu alana değin yazıları bulunan yazarlara da sayfa
açılıyor.Yazar İlhan Selçuk "Bu düzen Değişmeli" yazısında bu konuda şöyle
yazıyor: "...Daha bugünden çeşitli varsayımlar türetiliyor; Kutsal Kitaplardaki
kıyamet mi kopacak?... Gezegenimiz yeryüzünü talan ederek doğayı tüketen
insanları taşımayacak noktaya mı varacak?
Yoksa insanlıkta "küreselleşme" yerine "gezegensel bilinç" mi doğacak..."
İnşaat Yüksek Mühendisi Joseph Kubin de Kocaeli depremi sonrasında yazdığı "Bir
Felaketin Ardından" değerlendirmesiyle kitapta yer alıyor. Joseph Kubin,
yazısının bir yerinde şöyle diyor: "...Her acı deneyim gibi, bunun da bizi biraz
daha olgunlaştırdığını ve gerçeklerle bir defa daha yüzleştirdiğini gördük."
Alâettin Bahçekapılı, bir bakanlığın planlamacılarının el birliğiyle ülke adına
düşünmek ve çözüm yolları üretmekte yükümlüdürr>olduğu bir alanda, yüreğinin sesine
uyarak "kurtuluş savaşı" başlatmakla, bizi bir yandan düşündürmekte, bir yandan
harekete yöneltmektedir. Doğal olarak, önümüze konulan, dünyanın geleceği adına
ürpertici bir tablodur. Bahçekapılı, üstüne düşen görevi fazlasıyla yaptı:
Güzelleştirerek, yaşanılır kılmamız gereken dünyayı alabildiğine zehirleyerek
gelecek kuşaklara ne denli kötülük yaptığımızı bize içten içe gösterdi. Tehlike
kapımızda, iş işten geçiyor: Dünyanın açgözlü bir yağmanın odağı yapılmasının
utancı insanoğluna yeter!
Alâettin Bahçekapılı'yı yoğun emeğinin ürünü özgün çalışmasından dolayı
kutluyoruz. Bahçekapılı, evrensel bir gerçekle yüzleştiriyor bizi. Hepimiz
uykumuzdan uyanmalıyız:Hemen Şimdi.
(*) Bilkent Üniversitesi Öğretim Görevlisi
|