Alâettin Bahçekapılı'dan
Bir İnsanlık Çağrısı :
Çevre Kurtuluş Savaşı,Hemen Şimdi
  

HÜSEYİN ATABAŞ

Kendisi de zamanında şiirler yazmış,kitaplar çıkarmış olan Alâettin Bahçekapılı,yıllardan beri sivil toplum örgütlerinde verdiği çevrecilik savaşımının ilk ürünü olan "Çevre Kurtuluş Savaşı,Hemen Şimdi!" ile temiz,sağlıklı,hatta estetize edilmiş bir dünyaya,o dünyayı hep birlikte kurmaya çağırıyor bizi.Öyle bir dünyanın önünü tıkayan etkenlerin neden olduğunu gösteriyor bize,bu bağlamda günümüzü ve geleceğimizi karartan olgulara ve oldu-bittilere dikkatimizi çekiyor.Özellikle Türkiye'de "hortumlananın" yalnızca bankalar olmadığını,çevrenin de hortumlandığını söylüyor bir anlamda.

Şairler,karşılarına hangi konu çıkarsa çıksın,onun şiirlerdeki yansımalarını anımsamaya çalışırlar.Ben de Alâettin Bahçekapılı'nın "Çevre Kurtuluş Savaşı,Hemen  Şimdi!"kitabının sayfalarını çevirirken öyle bir çağrışım bombardımanına tutuldum.Dünyanın ilk "çevreci" şairinin kim olduğunu düşünürken,ünlü Latin şairi Vergilius'u (İÖ 70-19) anımsadım.Aslında tüm pastoral şiirlerin çevreci olduğunu düşündüm...Bizim 20. yüzyıl şairlerimizin ilk çevrecisinin,"Yaş ağaca balta vuran onmaz" dizesiyle Mehmet Emin Yurdakul olduğunu,sonra Aşık Veysel'i,Nazım Hikmet'i,hatta Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı anımsadım.Aşık Veysel'in o ünlü "kara toprak" şiirinin;"Koyun verdi kuzu verdi süt verdi/yemek verdi ekmek verdi et verdi/Kazma  ile döğmeyince az verdi/Benim sadık yarim kara topraktır" dizelerini anımsadım.Veysel'in kuşkusuz bilinçli olarak "çevrecilik" gibi bir sorunu yoktu.Ama köy kökenli olması nedeniyle,doğa ve çevre dizelerine yansımıştı."Kazma ile döğmeyince az verdi" dizesinde olduğu gibi,doğanın bakım istediğini sezinlemişti.

  Kendisi de zamanında şiirler yazmış,kitaplar çıkarmış olan Alâettin Bahçekapılı gibi çağdaş çevreciler bu işi elbette bilinçle yapıyorlar.Bahçekapılı'nın yıllardan beri sivil toplum örgütlerinde verdiği çevrecilik savaşımının ilk ürünü olan "Çevre Kurtuluş Savaşı,Hemen Şimdi!"kitabı elimizde.Temiz,sağlıklı,hatta estetize edilmiş bir dünyaya,o dünyayı hep birlikte kurmaya çağırıyor bizi.Öyle bir dünyanın önünü tıkayan etkenlerin neden olduğunu gösteriyor bize,bu bağlamda günümüzü ve geleceğimizi karartan olgulara ve oldu-bittilere dikkatimizi çekiyor.Özellikle Türkiye'de "hortumlananın" yalnızca bankalar olmadığını,çevrenin de hortumlandığını söylüyor bir anlamda.

  Kitabı daha ayrıntılı tanıtmaya girmeden ,"çevre"nin yalnızca kapımızın önü değil,tüm dünya,hatta evren olduğunu anımsatmak isterim.Çevreciliğin de askerdeki "mıntıka temizliği"nden ibaret olmadığını söyleyeyim.Kuşkusuz,Çevrecilik,herkesin kapısının önünü temizlemesiyle başlar,ama,çöpünüzü komşunun kapısının önüne itelemek insan olana,hele kendini uygar olarak gören insana hiç yakışmaz.Yazık ki bugün dünyamızda öyle "uygar ülkeler" in varlığını görmezden gelinemeyecek kadar çoktur.Türkiye de öylelerinin çöplüklerinden biridir.

  Bahçekapılı kitabına,Duvarmish kızılderililerinin Reisi Seattle'nin,1853-1857 yılları arasında ABD Cumhurbaşkanı olan Franklin Pierce'e yazdığı "Kızılderili Reis'in Mektubu" ile giriyor.Mektupta,bugün yoksunu olduğumuz duyarlığı açık seçik,içimiz acıyarak görmemiz olanaklı.Şöyle diyor Reis mektubunun bir yerinde:Gökyüzünü nasıl satın alabilirsiniz?/ Ya da satabilirsiniz?/ Ya toprakların sıcaklığını? Havanın taze kokusunu,/ Suyun pırıltısına sahip olmayan biri onu nasıl satabilir?/ Kutsaldır bu topraklar benim ve milletim için.../ yağmur sonrası ışıldayan kumsallar,/ Karanlık ormanların koynundaki sis,/ Vızıldayan her böcek,/ Bu dünyanın her bir parçası milletim için kutsaldır./ Ve bilin ki;Kızılderili adamın anıları/ Ağaçların özsuyunda saklıdır."

  Kızılderili Reis'in Mektubu

  "Kızılderili Reis'in Mektubu"ndan yaptığım anlatıyı burada bitirmek istiyorum.Ama aklıma geldi ki;doğa denildiğinde,çevre denildiğinde bir parça yeşil,bir deniz kıyısı ya da bir avuç gökyüzü anımsarız yalnızca.Oysa bunların tümü biziz;biz olmadan onların anlamı yoktur,onlar olmadan bizim bir yerimiz eksik kalır.Reis'in şu söylediklerinden bunu öğrenmek olanaklı:   "Çünkü toprak bizim anamızdır./ Biz bu toprakların bir parçasıyız.Onlarda bizden birer parçalardır./ O güzel kokan çiçekler bizim kız kardeşimizdir./ Geyik,at ve büyük kartal da büyük kardeşlerimiz.../ Yüksek kayalıklar,yeşil çayırlar,/ Ilık sıcak vücutlarıyla taylar ve insanlar,/ Hepsi bizim ailemizdir."Evet dünya bir çekirdek ailedir,evren de büyük ailemiz.

Çevrecilerin Savaşı

Alâettin Bahçekapılı'nın anımsattığı gibi; "insanoğlu,19. yüzyılda Batı'da başlayan sanayileşme hareketinin dünyayı,Doğal kaynakların tükenmesi ve çevre kirliliği sorunlarıyla karşı karşıya getirdiğinin farkına ancak son yıllarda varır."Oysa Kızılderili Reis ,işin taa başında bu yıkımın ayrımına varmış.Diyor ki;"Büyük başkan bize başka bir yer vereceğini ve bizim orada rahatça yaşayabileceğimizi haber veriyor./ O bizim babamız,bizde onun çocukları olacakmışız!/ Büyük Ruh milletimizi sever,fakat kızılderili çocuklarını terk etti./ Şimdi bize makineler yolluyor,sizin için büyük köyler yapacak./ Ve,beklenmedik yağmurlar sonrası ırmaklar nasıl yataklarından taşarlarsa,siz de çok geçmeden bu toprakları dolduracak,her tarafa taşacaksınız./ Bizler yetim kaldık."

İşte bugünkü çevreciler bunun için,insanlığın yetim kalmaması için savaşıyorlar.Ama sayıları yeterli değil.Çevre kurtuluş savaşına tüm insanlık en azından duyarlılığıyla,katılmadan bu savaşı kazanmak  olanaksız görünüyor.

  Alâettin Bahçekapılı,kitabına;çevre,insan,ekonomi ve geleceğimiz konularını inceleyerek başladıktan sonra,dünyanın durumunu yine "çevre sorunları" bağlamında sergiliyor.Sonra da Türkiye'nin durumunu;toprak,fauna ve florada sorunu,hava,sular,enerji kaynakları,katı atıklar ve başka kirleticiler bağlamında ele alıyor.Kitabın üçüncü bölümünü ise Karadeniz Bölgesi'ne ayırmış.Kitabın dördüncü bölümü,"21 Yüzyılın Eşiğinde Türkiye'nin Kültür Yaşamı ve Sorunları" başlığını taşıyor.Ne ilgisi var? demeyin."Çevre sorunu" da,herşeyden önce ,bir kültür anlayışı sorunudur.Bahçekapılı,kültürün;"İnsan faaliyetlerinin -üretim,teknik,bilim,sanat,ahlak,politika vb. - faaliyet alanlarında ve bu alanların maddi ve manevi ürünlerden olduğu kadar,'insanın varlık güçlerinin' ortaya çıkışının birer ölçüsü durumundaki  toplumsal yaşam biçimlerinde de ifadesini bulan önemli bir yanı..." olduğunu anımsattıktan sonra,diyor ki;Eşiğinden atladığımız yeni bir yüzyıldan eskiye doğru baktığımızda,kültür kavramının içerik ve kapsamının ,tarihsel süreç içinde,önemli değişikliklere uğradığını görüyoruz:İlkçağ'da 'toprağın bakımı' demek olan kültür,daha sonra 'insan yeteneklerinin eğitim yoluyla geliştirilmesi' anlamına yüklendi.Özellikle Fransız Devrimi'ne doğru yükselen burjuva sınıfının ortaya koyduğu kültür kavramıysa, 'insanın,kendini  geliştirmek amacıyla hem çevresinin,hem de kendisinin,doğasına kattığı herşeyi,ama özellikle zihinsel çalışmayı tamamlıyordu'." Sonra da; "insanın maddi dünyayı pratik ve teorik olarak özümleme faaliyetleriyle kültür arasında kopmaz (bir) bağın bulunduğu"nu anımsatıyor ve Türkiye'nin kültürel sorunlarının bir dökümünü yapıyor.Bu bölümün son tümcesinde ise,sorunların çözümünün halkın katılımıyla sağlanabileceğini,ancak bunun için sorunların sergilenerek tartışılmasının yararına olan inancını ve güvenini vurguluyor...

İnsanlığın Geleceği

  Ancak,sorunların çözümü için,Bahçekapılı gibi sağduyuluların beklediği "inanç" yetmiyor.Devletin,başka sorunların için de olması gereken tasarımları ve onları yaşama geçirmek için gayreti bağlamında insanını kültürel olarak yetiştirmesi,desteklemesi çok önemli.Oysa Türkiye,bugünkü kültürel birikimiyle ve "küçültülme" gayreti anlayışıyla bunu yapacak durumda değil."Hortumlama" üzerine yükseltilen "serbest piyasa ekonomisi"nin kültürü ne olsa ki!... Bahçekapılı"nın kitabının "Sonuç Olarak" bölümünde dediği gibi; "Dünya artık baş döndürücü bir hızla dönüyor/dönüşüyor/değişiyor." Türkiye'nin ise bu değişim hızı karşısında başı dönüyor!... Her zaman,çoğumuzun yaptığı gibi Bahçekapılı da kitabının sonunda Atatürk'e sığınarak diyor ki:"Vatanın tamamiyeti,milletin istiklali tehlikededir.(...)Milletin istiklalini yine milletin azmi ve kararı kurtaracaktır."

  Bahçekapılı; "Çevre Kurtuluş Savaşı,Hemen Şimdi!" kitabını alıntılarla zenginleştirerek,istatistiklerle ve başka verilerle destekleyerek,kitabın hazırlanışında uyguladığı bilimsel yöntemle yoğun bir emek ürünü olarak,dört yüz sayfalık bir toplam olarak konmuş önümüze.Acaba kaç kişi okuyacak doğrusu merak ediyorum!...Ve ben de Mustafa Kemal'den esinlenerek söylemek istiyorum:Dünyanın tümü,insanlığın geleceği tehlikededir.Dünyanın geleceğini,tüm insanlığın istek ve kararlılığı kurtaracaktır.

  Bahçekapılı,çalışmasının ikinci cildini,çevre sorunlarının çözümü için önerilere ayırmış.Bekliyoruz.

 

Cumhuriyet Kitap,10 Temmuz 2002

 

Önceki YazıAna Sayfa