TOPLUMSAL BELLEĞİMİZ ve
SESLERİ BENDE KALDI   

KORKUT AKIN

Toplumsal Belleğimiz ve Sesleri Bende Kaldı* - Korkut AKIN, TV Yönetmeni

Balık dermiş ki, “ağzımı açsam su doluyor.” Bu sözü düstur kabul ettiğimizde, susmaktan başka yapacak ne kalıyor bize? Hiçbir şey! Susuyoruz işte… aslında “sustukça sıranın bize geleceğini” bildiğimiz halde. Bir de belgelemiyoruz. Yazılı hiçbir belgemiz yok elimizin altında. Evlerimizin duvarlarında -o da varsa- anne babamızın fotoğrafının dışında asılı ne fotoğraf var ne de resim. Yaptıklarımızı da usta çırak ilişkisi içinde sınaya yanıla öğrenip sürdürüyoruz. Bir farklılık yapamıyoruz yıllarca sürdürdüklerimizde, konuşmalarımızı süslese de. Bir yerlere çentik bile atmak gelmiyor içimizden… Her genellemenin bir istisnası vardır. Sahi, Aziz Nesin'in “Herkes dünyada kalmak, ölümsüz olmak ister; ama bunun için bir şeyler yapması gerektir. Tembelliği, toplumsal belleğin yetmezliği izin vermez. O da ölümsüzlüğü -öyledir zaten 'Allah deldiği boğazı aç komaz'- çocuk yapmakta bulur” sözleri benim yazmaya çalıştığımın en tam da kendisi.
Toplumsal belleği zayıf bir ulusuz. Üzerine yenisini eklemek şöyle dursun var olanı bile korumayı beceremiyoruz. Ne var ki, içimizden biri çıkıp Sesleri Bende Kaldı diyor ve gönül rahatlığıyla sahip çıkılmayı hak ediyor. Alâettin Bahçekapılı, TRT İstanbul Radyosu eski yapımcılarından… her programının içeriğini saklamış. Yetinmemiş sese dayalı bu iletişim aracının en önemli parçasını, bantları da yitirmemiş… Silinmesine izin vermemiş. Ne iyi etmiş. Çok iyi etmiş, alâ etmiş.
Bencileyin Alâettin Bahçekapılı'nın programlarını izleme fırsatını yakalamışların, yani belli bir yaşa gelmişlerin; okuma, daha da önemlisi okuduğunu anlama konusunda bir okul olmuş o güzelim programları, yer yer, bazen karıştırarak, bazen “nasıl da olmuştu” diye coşkuyla anımsayarak ve anımsatarak anlatması her zaman için gizli ama güçlü bir dayanak olmuştur (Zorlu bir cümleydi değil mi? Ama ne yapayım ki, bu yazıya imgelemimde yaşattığım her şeyi sığdırmak zorundayım). Alâettin Bahçekapılı, bantlara kaydettiği seslerin TRT arşivinden silinmesine, (benim de kısa filmlerim silinmişti Namık Kasapbaşoğlu'nun üstün (!) yöneticiliği zamanında… İşte sırf bu bile yeter Sesleri Bende Kaldı’yı edinmek ve okumak ve hatta saklamak için) boşlukta birer birer yitmesine izin vermeyip, nasıl yapıldıklarını ve kendi üzerinde bıraktığı etkileri de ekleyip sunmuş bizlere.
Bir noktayı belirtmekte yarar var: Alâettin Bahçekapılı sıkı bir arşivcidir ve belgelerin ne denli önemli olduğunun farkındadır. Tam da o nedenle, sadece radyo programlarındaki değil mitinglerdeki sesleri de saklamıştır. Belki kendilerinde -tabii bu kitap için kalanlarda demek gerekir- bile bulunmayan sesleri duyuyoruz yıllar sonra. Sesleri Bende Kaldı yayımlandıktan sonra sonsuzluğa göçen Bülent Ecevit' in bir mitinginden kalan coşkulu ve ajitatif sesi, kitabın ikinci cildini beklemek zorunda… Elliye yakın yaşayan, yaşamayan aydınla, sanatçıyla, siyasetçiyle birlikte...

Kimler yok ki!

“Bu 'ses'lerin 'yalnızca bende kalması' giderek -bilginin paylaşılması adına- sorumluluğumu artırıyor. Bunları, bu söyleşilerdeki düşünceleri sizlerle paylaşmak istiyorum” sözleriyle kitabının tanıtımını yapan Alâettin Bahçekapılı, 27 yıl süren radyo programcılığı döneminde, birçoğuyla daha sonra kalıcı dostluklar kurduğu değerli insanlarla yaptığı söyleşilerin arka planını da aktarıyor okurlara. Kararlılığı ve -kendisi için zarar verecek düzeyde de olsa asla vazgeçmediği- dürüstlüğüyle Alâettin Bahçekapılı, sesleri artık bizlerde de olan kişilerini abecesel sıralamış kitabın başında ama en sevdiklerine, daha yakın olduklarına öncelik tanımış. Kitabın başında yer almasına karşın Aziz Nesin, abecesel sıralamada arkalara düşmüş, tıpkı Rıfat Ilgaz gibi… Sesleri bizde de kalan bu belgede Abdülbaki Gölpınarlı, Ali Ulvi Elöve, Ali Ulvi Ersoy, Aslan Pulathaneli, Aziz Nesin, Berke Vardar, Cavit Orhan Tütengil, Dursun Akçam, Elif Naci, Enver Naci Gökşen, Fahir İz, Fakir Baykurt, Gültekin Gazioğlu, Haldun Taner, Halit Fahri Ozansoy, Hasan İzzettin Dinamo, Haşim Nezihi, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, İhsan Fahri, İsmet Kemal Karadayı, İzzet Gündağ Kayaoğlu, Kostantin Simonof, Nurullah Berk, Oktay Arayıcı, Osman Numan Baranus, Ömer Asım Aksoy, Rady Fish, Rauf Mutluay, Recep Bilginer, Rıfat Ilgaz, Rukiye Erkin, Sabri Berkel, Sadi Irmak, Sakıp Sabancı, Salâh Birsel, Subutay Hikmet Karahasanoğlu, Tahir Kutsi Makal, Tarık Buğra, Ümit Doğanay, Ümit Kaftancıoğlu, Vasıf Öngören, Vehbi Koç, Zeki Ömer Defne, Zeyyat Selimoğlu bulunuyor. Bunların dışında -ömürleri uzun olsun- daha sonsuzluğa göçmemişlerin de sesleri var. Alâettin Bahçekapılı, toplumsal bellek oluşturduğu arşivinin bir kısmını kitaplaştırmış… darısı diğer ciltlere.

Edebiyatın radyocusu

Rıfat Ilgaz'ın nitelemesiyle “Türk edebiyatının radyodaki temsilcisi” Alâettin Bahçekapılı, sadece topladığı sesleri saklamasıyla ve bizlere ulaştırmasıyla değil edebiyatla iç içe olmasıyla da önemli bir değerdir. Gençliğinde şiir yazıp yayımlayan ama zaman içerisinde, kendi deyimiyle “şiirin kendisini bıraktığını” söyleyen Bahçekapılı, titiz bir araştırmayla yaptığı “Yolun Yarısından Sonra” programında kanıtladığı gibi sıkı bir edebiyat düşkünü. Seslerini sakladığı kişilere sorduğu sorulardan da anladığımız gibi dersine çalışmış olarak gidiyor söyleşilerine. O kadar ince ve rafine sorular yöneltiyor ki, kimi yazarın sesinin tınısından anlıyorsunuz “bu kadarını beklemiyordum” anlamını. Fakir Baykurt'un, dönem gereği ince sorgulamasından geçmesini de bütün yapıtlarını okumasına ve belki de notlar çıkararak, bir gün lazım olur inancıyla saklamasına bağlamak gerekir. Öyle ya, sürekli tehditler alan Fakir Baykurt, kendisiyle söyleşi için gelen kişiyi -TRT'de, bir dönem sakıncalılık müessesesinin ciddi boyutlarda olduğunu ve “suya sabuna dokunan” kişilerin hiçbir şekilde radyoya ya da ekrana çıkarılmadığını bilirseniz; gelen kişinin amacını ve kim olduğunu nasıl anlayacaksınız?- kitapları üzerinden sorgular. Alâettin Bahçekapılı yüz akıyla çıkar bu zorunlu ama istenmeyen sınavdan.

Sizde de kalsın

Alâettin Bahçekapılı'nın Heyamola Yayınları'ndan Ekim ayının son günlerinde çıkan belge niteliğindeki Sesleri Bende Kaldı adlı kitabını muhakkak edinin. Kitapla birlikte verilen DVD formatındaki CD'yi de dinleyin. Sonra onlara gözünüz gibi bakın… Zaman zaman sayfaları arasında gezinip coşar ya da hüzünlenirsiniz; sesleri dinlerken “o güzelim atlara binip giden” insanları anarsınız. Sizden sonraya kalacaklar için de iyi bir miras olacağını da göz ardı etmeyin.

* Sesleri Bende Kaldı, Alâettin Bahçekapılı, Heyamola Yay. Ekim 2006, İstanbul, CD ekli 439 s.

Korkut AKIN, TV Yönetmeni

(Dünya Kitap - 5 Ocak 2007 - Sayı:183)

Önceki YazıAna Sayfa