Evler, horonlar, fıkralar ve hamsi

ZEYYAT SELİMOĞLU


    Trabzon Kültür Sanat Yıllığı / Trabzonlular Kültür ve Yardımlaşma Derneği Yayını / Hazırlayanlar: 1. Gündağ Kayaoğlu, Dr. Mustafa Duman, Alaettin Bahçekapılı / 560 sayfa.

    Trabzon 87 Yıllığı'nın güzelliği daha kitap kapağından başlıyor. Doğu Karadeniz denilince aklımıza ilk gelen her şey, dengeli bir düzenlemeyle ve renk uyuşmasıyla bu kapağa yerleştirilmiş: Kemençe, horon eden uşaklar, tekneler, balıklar, denizin dalgaları, denizin kuşları. Kitap şu bölümleri sıralıyor: İnceleme - Araştırma, Edebiyat - Sanat, Trabzon Lisesi'nin 100. Kuruluş Yılı, Tarih, Gelişen Trabzon, Hamsiye Dair, Karadeniz Yayla Şenlikleri.
    Yıllık, ilk adımda, bizleri Trabzon evlerine davet ederek yola koyuluyor, Ceyhun Atuf Kansu'nun çok yerinde seçilmiş şu güzel şiiriyle: "Kalkmış güzelim sabaha açmış penceresini / Dalga köpüğü Trabzon evlerinden biri / Silkelemiş düşlerini pencereden / Bakmış evinin ayak ucunda / İnce bir örtü mavi deniz."
    "Halk Dilinde Mimarlık", özgün bir araştırma ürünü; Doğu Karadenizlinin o kendine özgü mizah anlayışı karşımıza dikiliveriyor hemen: "Pu, evi yapan usta/Pir daha yıksın yapsun / Pir deluk ayırmadi/Delikannilar baksun."
Halk Dilinde Yapı ve Mimarlık Sözcükleri, oldukça geniş tutulmuş bir sözlük halinde bu bölümün bir zenginliği. Tüm Doğu Karadeniz bölgesinde kullanılan, ev yapımıyla ilgili sözcükler alt alta sıralanmış. Anahtar'a "Açar" diyor Karadenizli, taş kırmakta kullanılan balyozu da "Zomp" diye adlandırıyor. Balyozun her inişte çıkardığı ses, balyozun adı olmuş çıkmış: Zomp...
Derken, türkü, horon ve destanlarıyla Trabzon: ve Karadeniz fıkraları içinden şu fıkrayı seçmeden geçemiyorum:
Güzelim Türkçe: Erzurumlu öğrencisini sözlüye kaldıran Karadenizli öğretmen ilk soruyu sorar:
— "Pakmak" fiilunun çekimuni yap pakayim.
Erzurumlu öğrenci atılır:
— Bakirem, bakirsen, bakir... Kendini tutamayan öğretmen
araya girer:
— Diluni eşek arisi soksun senun. Güzelum Türkçeyi berbat ettun. Pari toğrisini öğren de otur yerune: Pakayirum, pakayisun, pakayi...
Trabzon Yıllığı 87'nin 171-368 sayfaları arasındaki bölüm Edebiyat Sanat'a ayrılmış. Bu bölümde edebiyatımızın birçok ünlü adına ve yapıtlarına rastlamak olanağı var. Burada şair ve yazar adlarını ayrı ayrı saymaya yerimizin darlığı karşı çıkıyor. Doyurucu bir bölüm olduğunu söylemekle yetiniyorum.
"XVI. Yüzyıl Başlarında Trabzon Livası ve Doğu Karadeniz Bölgesi", tarihsel bilgileri içermesi bakımından ilginç bir metin olarak Yıllık' ta yer almış.
Bir "Trabzon Yıllığı" hamsiye uzaktan bakarak Doğu Karadeniz'in bu simgeleşmiş ürününü sayfalarından uzak tutamazdı elbette. O ince, küçük, çevik balık ne yapıp edip Yıllık'ın içine sızacaktı. Nitekim sızdı da; sızdı ve kitabın 24 sayfasını sürü halinde kaplamaktan geri kalmadı.
Bakınız, Trabzonlu şair Mehmet Aşık, bundan 400 yıl önce ne demiş hamsi için: "Trabzon'da bir balık avlanır ki Trabzon'da hamseyn lâfını değiştirerek ona (Hapsi) balığı tesmiye ederler, bu balığı avlıyan kayıkçılar halka duyurmak için bir boru ile ilân ederler. Sesi üç fersah mesafeye vasıl olur. Bu sesi duyanlar, ölüsü dirisine binip hamsi balığı almağa giderler." "Ölüsü dirisine binip..." Cankurtaran hamsi, ilkyardım hamsi...
Trabzon Yıllığı, Karadeniz Yayla Şenlikleri bölümüyle sona eriyor.
Bu güzel, dikkatle ve özen gösterilerek hazırlanmış yıllık, aslında çok daha geniş tutulmuş bir yazıyı hak ediyordu. Ne var ki, yerimiz bu kitabı hazırlayanları, bu kitaba emeği geçenleri kutlamaya yetiyor ancak.
 

Kaynak : CUMHURİYET 21 Nisan 1988
 

Önceki YazıSonraki Yazı