Ataşehirlinin Haklarının

Yok Edilmesine İzin Verilemez...

    Ataşehir’in ve Ataşehirlilerin haklarını ve  çıkarlarını savunmak, yaşanabilecek daha uygar koşullar yaratılmasına katkıda bulunmak, var  olan güzelliklerin korunmasını ve gelecek kuşaklara da kalmasına sağlamak İstanbul Ataşehir Sakinleri Dayanışma Derneği’nin başlıca misyonudur. Bu görevi yerine getirmek için, hiçbir güçlükten yılmadan, hiçbir güçten korkmadan, duyarlılığımızı ve uyanıklığımızı bir an bile elden bırakmadan “nöbetteyiz.” Bu nöbetimiz her an ve durumda sürüyor. Çünkü, Ataşehir’in üzerinde “kara bulutlar” dolaşıyor. Çünkü Ataşehir’in ve Ataşehirlilerin hakları ve çıkarları ağır bir “saldırı” altında. Bu “kara bulutlar”ın nerden geldiği, bu “ağır saldırının” kimlerden kaynaklandığı, bu Ataşehir Mektubu’nun içeriğinden anlaşılacaktır. Ben burada özetlemeye çalışacağım.

     Birçoğumuzun tatilde olduğu yaz aylarında da  derneğiniz nöbetteydi. Ataşehirlilerin haklarını ve çıkarlarını, Ataşehir’in kentsel özelliklerini korumak için nöbet tuttuk gece gündüz.

Neden nöbetteydik?

      Nöbetteydik, çünkü; Ataşehir’in, bir süredir merkezi yönetimin ilgi alanında olduğunu biliyorduk.Nöbetteydik, çünkü; merkezi yönetimin, göreve geldiğinden beri, her şeyi gelire dönüştürme tutumu içinde bulunduğunu görüyorduk. Nöbetteydik, çünkü; Ataşehir ve çevresinin  rant kapısı olarak görüldüğünü biliyorduk. Çevremizde yeni yerleşimler oluşuyordu; yeni yollar açılıyordu; bazı kooperatifler yoğun yapılaşma için girişimlerini sürdürüyordu; kamunun eline geçen Ataşehir’deki bazı birimlerin işlevleri değiştirilerek satışı gerçekleştiriliyor; “uydu kent” olamayan Ataşehir’in “uygar kent” olmasının önüne engeller dikiliyordu. Bütün bunlar, uyanık durmamızı, duyarlılığımızı sürekli kılmamızı gerektiriyordu. Şubat ayında Ataşehir Bulvarı’nın kuzey bölümünün bir şirkete verildiği duyumunu aldık. Yürürlükteki imar planına göre, oraya, ancak, alçak katlı ticaret merkezi ve sosyal donatılar yapılabilirdi. Ortada imar planı değişikliği de yoktu. Gelişmeleri endişeyle izliyorduk.  Nitekim bu endişemizde haklı olduğumuzu  bir süre sonra  gördük. Başbakanlık bağlı Toplu Konut İdaresi (TOKİ)’nin iştiraki olan Emlak GYO AŞ’nin girişimiyle Ataşehir’in yürürlükteki imar planı yok sayılarak, yeni bir imar planı hazırlandı. Bu plan Bayındırılık ve İskan Bakanlığı’nca 29 Nisan 2004’te, İmar Yasası’nın 9. maddesindeki yetki kullanılarak “re’sen” onandı ve gerekli askı işlemlerinin ve uygulama planlarının  yapılması için, yerel yönetime ulaştırıldı. Planı İstanbul’a ulaştığı gün inceledik: Hem yapımı tamamlanan Doğu Ataşehir’in ticaret ve sosyal tesis alanı olarak ayrılan bölümüne, hem de inşaatına hiç başlanmayan Batı Ataşehir’e çok yoğun bir yapılaşma ve nüfus getirildiğini gördük. Kentsel donatılar, toplumsal yaşam alanları  ve yeşil alanlar azaltılıyor, nerdeyse iki misli konut yapımı amaçlanıyor ve iki kat nüfus yoğunluğu bölgeye monte ediliyordu.  “Pazarlaması” önceden yapılan bir “planlama” karşısındaydık. 

 

     Bu plan Büyükşehir Belediyesi’nce çok hızlı biçimde incelemeye alındı.  Büyükşehir Belediyesi Planlama ve İmar Daire Başkanlığı’na bağlı Şehir Planlama Müdürlüğü’nün olumsuz görüş bildirmesine rağmen, plan Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından onaylandı ve askıya çıkarıldı. Ataşehirlilerin ve sivil toplum kuruluşlarının bu plana bir ay içerisinde itiraz hakkı vardı. Ataşehir’in haklarını ve çıkarları savunan tek sivil toplum kuruluşu olarak plana askı süresinde itiraz ettik, bazı Ataşehirlilerin de itirazını sağladık. Bu aşamada TMMOB Mimarlar Odası’nın, Şehir Plancıları Odası’nın, bilimadamlarının yeni Ataşehir İmar Planı hakkındaki görüşlerini ve hukuksal gerekçeleri saptadık.Genel Müdürlüğü Ataşehir’de bulunan Emlak GYO AŞ yetkilileriyle görüştük. Bundan sonra yapılacak iş, plan askıdan indirildikten sonra itirazlarımız gözönüne alınmazsa ve dilekçelerimize yanıt gelmezse yasal yollara başvurmaktı. Bugünkü durumda, Ataşehir’de yaşayanlar ve dernek olarak konuyu yargıya götürmüş; planın iptal edilmesini istemiş durumdayız. Ayrıca hem Kadıköy Belediyesi’ne, hem de Büyükşehir Belediyesi’ne planın uygulanmaması, başlayan inşaat faaliyetlerinin durdurulması için dilekçelerle başvurduk. Duyarlı, uyanık, çağdaş bir kentte yaşamak isteyen, haklarını savunan, çıkarlarını koruyan Ataşehirliler, açılan davalarımıza (TMMOB Mimarlar Odası’nın yapacağı gibi) “müdahil” olabilirler, yerel yönetimlere verilen dilekçeleri destekleyebilirler. Bunun için derneğimiz her türlü yardıma hazırdır.

Plana itiraz noktalarımızdan bazıları şunlardır:

     Yürürlükteki imar  planında, bölgemizdeki yapı yoğunluk oranı 1,5-2 iken yeni imar  planında 2,5 emsal yapılaşma getirilmekte, bu da büyük bir yapı ve nüfus yoğunluğuna yolaçmaktadır. Biliyorsunuzki, yaşadığımız bölgede (Kadıköy’de) ortalama emsal 2.07’dir. Planın tümünde yeşil alanlar azaltılmıştır. Kentsel donatılar, toplumsal hizmet alanları küçültülmüştür. Örneğin; Ataşehir Bulvarı’nın kuzeyindeki (Ata Blokları’nın önündeki) 15 dönümlük (yürürlükteki planda az katlı ticaret merkezi ve sosyal tesis planlanan) arazide 3500 konut yapılması planlanmış, ve 15 bin nüfus yerleştirilmesi hedeflenmiştir. (Kaldı ki, inşaatçı firmanın aylar öncesinden 3.500 konut yapacağını ilan etmesine karşın, Emlak GYO, yapılacak konut sayısını 2.290 olarak açıklıyor, demek ki pazarlık sürüyor.) Ruhsat işlemlerinin tamamlanmasını bile beklemeden yapımı için faaliyete geçilen bu konut alanında  hiçbir sosyal donatı yoktur.        5 bin kişilik nüfusa bir ilköğretim okulu olması gerekirken, buraya yerleşecek yaklaşık 15 bin nüfusa hiçbir okul ve sosyal yapı planlanmamıştır. Belli ki, yeni gelecek nüfusun toplumsal gereksinmelerinin külfeti, şu andaki Ataşehir’in kentsel donatılarına yüklenecektir. Bir başka örnek; Ataşehir’in batı bölgesinde de eski planda 31 bin kişinin yerleşmesi öngörülüyorken, bu rakam 68 bine çıkarılmıştır. Bu Anadolu’da birçok kentin nüfusundan daha fazladır. Ayrıntıları bu Ataşehir Mektubu’nun içeriğinde bulabilirsiniz.

     Bu plana  Şehir Plancıları Odası da kendi görüşleri doğrultusunda itiraz etmiştir. Büyükşehir İmar Müdürlüğü de planı uygun bulmamış, şehircilik ve yasalar açısından sakıncalı bulmuştur. Kadıköy Belediyesi, plandaki tüm olumsuzlukları saptamış, ancak yalnızca “belediye hizmetlerinin görülmesi” açısından bazı alanların “belediyeye bırakılması” istenmiştir. 

   Sonuç olarak, Ataşehir’in üzerinde “kara bulutlar” dolaşmaktadır. Ataşehir’in ve Ataşehirlilerin hak ve çıkarları “saldırı” altındadır. Şimdi, rant sağlama kaygısıyla hareket edenleri durdurmak; çağdaş, huzurlu, kent bilimine uygun bir ortamda  yaşamak için bütün görev Ataşehirlilerdedir.

Unutmayınız, biz nöbet tutmayı sürdürüyoruz.

Unutmayınız, çaresizsiniz, çare sizsiniz.

Ana SayfaYapıtlarıRadyo ProgramlarıÇevre SavaşımıHakkında