Ataşehirliler Yeni İmar Planına Karşı

Yargıya Başvuruyor.

Toplu Konut İdaresi (TOKİ)’nin, 1990 tarihli 5000’lik Nazım İmar Planı’nı değiştirerek hazırladığı ‘Yeni Ataşehir İmar Planı’,  Ataşehir Sakinleri Dayanışma Derneği’nin düzenlediği toplantıda tartışıldı.

 

‘Ataşehir’de Haksız Yapılaşmaya Karşı Hukuk Mücadelesi’ adıyla, 20 Kasım 2004 Pazar günü Ataşehir Lisesi Konferans salonunda yapılan toplantıda, kentsel donatı alanlarını yapılaşmaya açan yeni imar planı eleştirildi. Toplantıya katılan Ataşehir sakinleri, Ataşehir Derneği’nin planın iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştay’a açtığı davaya topluca müdahil olarak katılma kararı aldı.

Toplantıya konuşmacı olarak katılan dernek başkanı Alâettin Bahçekapılı, Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi Kentleşme ve Planlama Komitesi yürütücüsü Yıldız Uysal ve Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ümit Kocasakal yeni planı kentleşme ve planlama kriterlerine ve yasalara uyulmadan yapıldığını, böylece suç işlendiğini belirttiler.

 

Toplantının açış konuşmasını yapan Ataşehir Sakinleri Dayanışma Derneği Başkanı Alâettin Bahçekapılı, “Kent içinde en iyi yerleşme” nitelemesiyle Habitat ödülü alan Ataşehir’in, bu özellikleri yüzünden rant çevrelerinin ilgi odağı olduğunu söyledi. Bahçekapılı şu görüşleri dile getirdi: “Emlak Bankası’nın prestij projelerinden olan Ataşehir’de yapımı tamamlanmamış alanlar bankanın batırılmasından sonra TOKİ’nin mülkiyetine geçmiş, merkezi yönetimin bölge üzerindeki etkinliği ve uygulamaları Ataşehir’in sorunlarını arttırmıştır. Toplu taşımacılığın eksikliğinden kaynaklanan ulaşım, trafik ve otopark sorununa; yeşil alanların giderek azaltılmasına; çevre bölgelerdeki uygunsuz yapılaşmaya şimdi de merkezi yönetimin imar planı değişikliğinin yaratacağı yeni sorunlar ekleniyor: TOKİ’nin 9 Şubat 2004’te seçtiği firmalarla yaptığı sözleşmelerden sonra hazırladığı anlaşılan yeni Ataşehir İmar Planlarını Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın 29 Nisan 2004’te “re’sen” onaylayarak daha önce 31.000 kişinin yerleşmesi planlanan bölgeyi 68.000 kişilik nüfusa açması; inşaat emsalini İstanbul metropolü için bile yüksek olan 2.50’ye çıkarması; yeşil alanları, okul adet ve alanlarını, sağlık, sosyal ve kültürel tesis alanlarını azaltması, kamu hizmet alanlarını “özel” statüsü ile rant çevrelerine açması yeni sorunların ve yağmanın habercisi. Bütün bu olumsuzlukları tespit ederek plana askı süresinde itiraz eden Ataşehirlilerin ve Ataşehir Derneği’nin itirazlarını dikkate almayan merkezi yönetim, yerel yönetimlerdeki uzman birimlerin ve meslek odalarının uyarılarına da kulak tıkadı. Bu durum karşısında Ataşehir Sakinleri Dayanışma Derneği ve duyarlı Ataşehirliler yasal yollara başvurarak ‘planın iptalini ve yürürlüğünün durdurulmasını’ isteyerek yargıya başvurmuştur.” (konuşmanın tam içeriği için bkz. “Ataşehirlilerin Hakları Yok Sayılamaz” tıklayınız)

 

Mimarlar Odası temsilcisi olarak toplantıya katılan Yüksek Mühendis ve Mimar Yıldız Uysal, odanın da müdahil olarak davaya katılacağını söyleyerek konuşmasında şu görüşlere yer verdi: Ataşehir’in doğu kesimindeki arazinin, sosyal donatı alanları, okul binaları, küçük bir ticaret merkezi, hayvan hastanesi ve belediye birimlerinin tümünün kaldırılmasıyla tamamen yapılaşmaya açılması, kabul edilemez. Bu bölgede yaşayanların, kaldırılan bu fonksiyonlara ihtiyacı vardır.

 

Bu kısıma 15 bin nüfus ilave edilmekte, ama bu insanlara gerekli olan sosyal donatılar kaldırılmaktadır. Buna karşılık, batı kesiminde tesisi zorunlu olan sağlık ve spor alanları da ‘özel’ statüsünde planlanmış; ‘özel sağlık alanı’, ‘özel spor alanı’ gibi. Doğu ve batı kısımları birlikte düşünülmüş. Buranın yeterli olmayan alanları batı kesimine konulmuş.

 

Bayındırlık Bakanlığı’nın plan yapımında aradığı birtakım kriterler var. Deprem sonrasındaki yönetmeliklere göre, 7 metrekarelik yeşil alan gereksinimi 10 metrekareye çıkarıldı, afet halinde insanlar bu alanda yaşayabilsin diye. Bu kriterleri denetleyen bakanlık, şimdi bunları görmezden gelen bir plan hazırlamış. Yapılan plan tadilatı, deprem kriterine uygun olmalı. 68 hektar yeşil alana ihtiyaç olduğu halde, 17 hektara düşürülmüş.

 

Batı kesiminde çok küçük bir alan sağlık tesisi olarak ayrılmış. Diğeri ‘özel sağlık alanı’ olarak konmuş. 20,5 hektar sağlık tesisi gerektiği halde, devletin yapması gereken tesis, olması gerekenin ellide biri kadar. ‘Ticari rekreasyon alanı’ da ne anlama geldiği belirsiz.

 

Her şey rakamlarla sabittir. Ataşehir önce pazarlanmış sonra da planlanmıştır. Plan nisan ayında onaylandığı halde, müteahhit firmayla daha önce anlaşmaya varılmış. İtiraz süresi 24 Temmuz’da dolduğu halde, daha önceden arazide faaliyet başlatılmış. Bütün bu olumsuzlukların yargıdan dönmesi, Ataşehirlilerin haksız bir oldu bittiyle karşı karşıya bırakılmaması gerekir.”

 

Gelişmeler karşısında ‘Ataşehir sakini’ değil, ‘Ataşehir öfkelisi’ olduğunu dile getiren Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ümit Kocasakal, planın değiştirilerek Ataşehirlilerin mağdur edilmesinin hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini söyledi. TOKİ ve Emlak GYO yetkililerinin, tamamen rant amacıyla bu uygulamaya başvurduklarına değinen Kocasakal, Danıştay 6. Dairesi’nin imar davalarında deneyimli olduğunu ve yapılan imar yanlışının düzeltileceğine inandığını söyledi. Ümit Kocasakal, sözleşme ve plan onayı sürecinde ciddi yanlışlar ve usülsüzlükler tespit ettiğini ve bütün mesleki birikimiyle davanın takipçisi olacağını sözlerine ekledi.

 

 

 

 

 

Toplantıya katılan Ataşehirliler de derneğin dava açarak verdiği mücadeleyi destek olan görüş ve düşüncelerini dile getirdi. Yaklaşık 4 saat süren toplantı sonunda, Ataşehir sakinleri, derneğin ‘planın iptali ve yürütmenin durdurulması’ için açtığı davaya müdahil olarak katılınması yönünde karar aldılar.

   

       

            

        

Toplantı sonrasında 60 Ataşehirli Derneğin açtığı davaya müdahil olmak için başvurdu. Önümüzdeki günlerde müdahil olacak Ataşehirliler'in sayısının artması bekleniyor.

Ana SayfaYapıtlarıRadyo ProgramlarıÇevre SavaşımıHakkında