Ataşehir ve Ataşehirlinin Hakları Saldırı Altında

Alâettin Bahçekapılı
İstanbul Ataşehir Sakinleri Dayanışma Derneği
Başkan

 

Son yıllarda, ülkemizin toplumsal, tarihsel, kültürel, ekonomik ve doğal değerleri uluslararası ilişkilere eklemlenmiş karar odaklarının "aşırı ilgisi" altındadır. Sömürü çarkını daha hızlı çevirmeye dönük bu ilgiden hiçbir değerin kurtulamayacağı; saf temiz, soyulmamış, yozlaştırılmamış hiçbir değerin bırakılmayacağı son yıllardaki uygulamalara bakıldığında anlaşılıyor. Açıkça "saldırı" biçimine dönen bu eylemin, toplumun tüm katmanlarınca dayanışmayla, birlikte ve ortaklaşa bir karşı duruşla geriletilebileceği ve giderek yok edilebileceği gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu gerçek, toplumun tüm katmanlarına, en çok da duyarlı, örgütlü, donanımlı kadrolara sahip öncü kuruluşlara görev yüklüyor: sivil toplum kuruluşlarına...

 

Biz, yaşadığımız bölgede görev üstlenmiş bir STK'yız. Temel misyonumuz "Ataşehir'in ve Atasehirlilerin haklarını ve çıkarlarını savunmak, yaşanabilecek daha uygar koşullar yaratılmasına katkıda bulunmak, var olan güzelliklerin korunmasını ve gelecek kuşaklara da kalmasını sağlamak”tır. Bu görevi yerine getirmek için, hiçbir güçlükten yılmadan, hiçbir güçten korkmadan, duyarlılığımızı ve uyanıklığımızı bir an bile elden bırakmadan "nöbetteyiz" İstanbul'un bu köşesinde. Yukarıda, birkaç sözcükle özetlediğim "genel görü¬nümün ve saldırının" dışında kalamayacağımızın bilinciyle tutuyoruz bu "nöbeti". Simdi tam da ateşin ortasındayız. Bu "çığlık", bu nedenle...

 

Bir süredir merkezî yönetimin ilgi alanında Ataşehir. Her şeyi gelire dönüştürme tutumu bizim yaşama alanımıza da uzandı. Ataşehir ve çevresinin, öteden beri, rant kapısı olarak görüldüğünü biliyoruz. Çevremizde yeni yerleşimler oluşuyordu; yeni yollar açılıyor; bazı kooperatifler yoğun yapılaşma için girişimlerini sürdürüyor; Emlak Bankası'nın batırılmasından sonra kamunun eline geçen Alaşehir'deki bazı birimlerin işlevleri değiştirilerek satışı gerçekleştiriliyor; "uydu kent" olamayan Alaşehir'in "uygar kent" olmasının önüne engeller dikiliyor. Alaşehir'e yönelik bu olumsuz ilginin en somut örneğini yaşıyoruz şimdi: Şubat ayında Ataşehir Bulvarı'nın kuzey bölümünün bir şirkete verildiği duyumunu aldık. Yürürlükteki imar planına göre, oraya, ancak, alçak katlı ticaret merkezi ve toplumsal donatılar yapılabilirdi. Ortada imar planı değişikliği de yoktu. Gelişmeleri endişeyle izliyorduk. Nitekim bu endişemizde haklı olduğumuzu bir süre sonra gördük. Başbakanlığa bağlı Toplu Konut İdaresi'nin (TOKİ) iştiraki olan Emlak GYO A.Ş.'nin girişimiyle, Alaşehir'in yürürlükteki imar planı yok sayılarak, yeni bir imar planı hazırlandı ya da plan tadilatına girdi. Bu plan Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nca 29 Nisan 2004'le, İmar Yasası'nın 9. maddesindeki yetki kullanılarak "re'sen" onandı ve gerekli askı işlemlerinin yapılması için, yerel yönetime ulaştırıldı. Planı, İstanbul'a ulaştığı gün inceledik: Hem yapımı tamamlanan Doğu Ataşehir'in ticaret ve sosyal tesis alanı olarak ayrılan bölümüne, hem de inşaatına hiç başlanmayan Balı Alaşehir'e çok yoğun bir yapılaşma ve nüfus getirildiğini gördük. Kentsel donatılar, toplumsal yaşam alanları ve yeşil alanlar azaltılıyor, inşaat hakkı ve dolayısıyla bölgeye gelecek nüfus ise iki kattan fazla artırılıyordu. "Pazarlaması" önceden yapılan bir "planlama" karşısındaydık. Bu plan Büyükşehir Belediyesi'nce çok hızlı biçimde incelemeye alındı. Büyükşehir Belediyesi Planlama ve İmar Daire Başkanlığına bağlı Şehir Planlama Müdürlüğü'nün olumsuz görüş bildirmesine rağmen, plan Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından onaylandı ve askıya çıkarıldı. Plana askı süresinde itiraz ellik, bazı Ataşehirlilerin de itirazını sağladık. Bu aşamada TMMOB Mimarlar Odasının büyük yardımlarını gördük. Teşekkür ederiz. Bugünkü durumda, Alaşehir'de yaşayanlar ve dernek olarak konuyu yargıya götürmüş; planın iptal edilmesini islemiş durumdayız. Ayrıca hem Kadıköy Belediyesi'ne, hem de Büyükşehir Belediyesi'ne planın uygulanmaması, başlayan inşaat faaliyetlerinin durdurulması için binleri bulan dilekçelerle başvurduk. "Genel saldırı"yı Alaşehir özelinde "geri püskürteceğimize" inanıyoruz.

 

Alaşehir Projesi, uygulanmış ve henüz uygulanmamış bölümleriyle bir bulun olarak değerlendirilerek "Habitat Kent İçinde En İyi Kent Uygulaması" ödülüne layık görülmüştür. TOKİ tarafından yapılan büyük ölçekli plan tadilatı, bu projeyi büyük anlamda değiştiren, plan bütünlüğünü, planın nüfus ve sosyal donatı alan dengelerini bozan; yapı ve nüfus yoğunluğunu artırırken, sosyal donalı alanlarını azaltan sakıncalı kararlarıyla, Habitat ödüllü Ataşehir Projesi'ni yok edecektir. Yeni imar planında 2,5 emsal yapılaşma getirilmekle, bu da büyük bir yapı ve nüfus yoğunluğuna yol açmakladır. Planın tümünde yeşil alanlar azaltılmış, kentsel donatılar, toplumsal hizmet alanları küçültülmüştür. Örneğin; Alaşehir Bulvarı'nın kuzeyindeki (Ala Blokları'nın önündeki) 15 dönümlük yürürlükteki planda az kaili (emsal 1,5) ticaret merkezi, toplumsal tesis ve belediye hizmet alanları olarak planlanan arazide 3500 konul yapılması planlanmış ve 15.000 nüfus yerleştirilmesi hedeflenmiştir. (Kaldı ki, inşaatçı firmanın aylar öncesinden 3500 konut yapacağını ilan etmesine karşın, Emlak GYO, yapılacak konut sayısını 2290 olarak açıklıyor. demek ki pazarlık sürüyor.) Ruhsat işlemlerinin tamamlanmasını bile beklemeden yapımı için faaliyete geçilen bu konut alanında hiçbir sosyal donalı yoktur. Buraya yerleşecek yaklaşık 15.000 nüfusa hiçbir okul ve sosyal yapı planlanmamışım Belli ki, yeni gelecek nüfusun toplumsal gerek¬sinmelerinin külfeti, şu andaki Alaşehir'in kentsel donatılarına yüklenecek, çevre ve yaşam standartları düşecektir. Dikkat çekici bir husus da; bu yeni plan ortada yokken (Şubat ayından başlayarak) Başbakanlığa bağlı TOKİ'nin iştiraki olan Emlak GYO A.Ş.'nin inşaat şirketleriyle "Hasılat Paylaşım Yöntemi"yle sözleşmeler yaptığıdır. Bu durum, bizim "Alaşehir önce pazarlandı, sonra planlandı" görüşümüzün kanılıdır.

 

Özelle, yerel yönetimlerdeki ilgili birimler, meslek odaları, bilim adamları sivil toplum kuruluşları bu plana karşı çıkıyor. En çok da, çarpık kentleşmeden kaçıp planlı ve uygar bir çevrede yaşamak isteyen ve devletin kurumlarına güvenerek yalının yapan Alaşehirli. "oldu bitliye getirilerek Alaşehir'in yeniden pazarlanmasını" içine sindiremiyor. Evet, bir "güçlü saldırıyla" karşı karşıyayız. Bu "çığlık", bir sis çanı gibi, duyasınız diye siz, atılmıştır.

Ana SayfaYapıtlarıRadyo ProgramlarıÇevre SavaşımıHakkında