Ataşehir Kabuskent Oluyor

Yıldız Uysal
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi
Koordinatör

 

Habitat ödüllü “Ataşehir Projesi”ne Ankara’dan yapılan müdahale ile, Ataşehir, Kadıköy’ün 2,07 emsalle oluşan yapısından bile çok daha yoğun bir yerleşim alanı haline getiriliyor.  Emlak Gayrimenkul Yatırım A.Ş. tarafından hazırlanıp Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nca “resen” onaylanan tadilat planları ile, 1990 tarihli 1/ 5000 ölçekli meri nazım imar planında getirilmiş olan konut  inşaat alanları ve nüfus iki katından fazla artırılırken, sosyal donatı alanları azaltılmakta,  sağlık- eğitim- spor gibi bazı sosyal donatı alanları ise  özelleştirilmektedir. Plan tadilatına konu olan alanların hızla, hatta planların yasallaşması sürecini bile beklemeden, inşaat şirketlerine devri ise, bu planlama sürecini daha da şaibeli hale getirmektedir.

 

23. 07.1990 t.t. nazım imar planında Ataşehir projesinin batı bölgesindeki konut alanlarında 3 yoğunluk bölgesi kullanılmıştır. Düşük yoğunluklu konut alanlarındaki emsal 0,56-0,73 arasında, orta yoğunluklu konut alanlarındaki emsal 0,87- 1,21 arasında, yüksek yoğunluklu konut alanlarındaki emsal ise 1,23- 1,99 arasında değişmektedir. Söz konusu tadilat planında ise, tüm konut alanları için E= 2,5 yapılaşma emsali getirilmiştir. Söz konusu tadilat planı ile -bırakın meri Ataşehir planındaki emsalleri aşmayı-, Kadıköy’de uygulanan 2,07 maksimum emsalin dahi aşıldığı “ özel imtiyazlı bir yüksek yapılaşma kaosu” oluşturulmak istenmektedir.

 

Söz konusu yeni plan tadilatı ile bölgeye getirilen nüfus, 1990 planına göre 2, 17 kat artırılarak 68 628 kişiye çıkarılmış;  buna karşın, meri imar planındaki mevcut donatı alanları azaltılmıştır. 1990 nazım imar planında 4 adet ilköğretim alanı varken, iki katından fazla artan nüfus için gene aynı sayıda ilköğretim alanı yeterli görülmüştür. Mülkiyetinin tamamı  Emlak Bankası’ndan Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. ye  devredilmiş olan plan alanında, doğu bölgesindeki 8,10 ha.lık hastane alanı kaldırılmış; batı bölgesindeki 2,64 ha.lık hastane alanı “özel sağlık tesisi”ne, “spor alanı” ise  “özel spor alanı”na dönüştürülmüştür. Yeni planda,  bir adet “özel kreş alanı” ile ne tür eğitim yapacağı belirsiz bir “özel eğitim alanı”da  yer almaktadır. 8,42 ha. lık bir alan ise, “ticari rekreasyon alanı” olarak planlanmış olup,  bu tanımdan ne kastedildiği ve bunun neden “özel” olduğu anlaşılamamaktadır. Bazı hizmet alanlarına konulmuş olan bu “ özel” ibaresi,  sürecin, “önce pazarlama- ardından planlama” biçiminde, şekilsel bir formaliteden başka bir şey olmadığının açık bir kanıtını oluşturmaktadır. 

 

Plandaki yetersiz yeşil alanların çoğunun ise, yüksek gerilim hatları altı, İSKİ İsale Hattı üstü,  otoyoldan çekme mesafeleri, %30’un üstünde meyilli alanlarda gibi kullanılamayan alanlar üzerinde  planlandıkları, dolayısıyla, çocuk bahçesi, oyun alanı, park gibi,  aslında aktif yeşil alan olarak kullanıma müsait olmayan alanların bu fonksiyonlara ayrıldıkları görülmektedir.

 

Yeni planda , konut yapımlarının tamamlanmış olduğu doğu bölgesine de müdahale edilerek, “sosyal donatı” alanları  “konut alanı”na dönüştürülmüştür. Böylelikle, bir yandan doğu bölgesinin mevcut nüfusuna hizmet verecek donatı alanları azaltılırken, öte yandan , gelecek ek nüfusun yükü de mevcut sosyal donatı alanlarına yüklenmiştir. Bu ise, doğu bölgesinin çevre ve yaşam standartlarında büyük düşüşe neden olacaktır. Bu arada, bu alanların konut yapımı için Soyak’a verilmesi ile ilgili, Emlak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı ile Soyak arasındaki yazılı anlaşmanın, henüz söz konusu plan ortada yokken yapılmış olduğunu da özellikle vurgulamak isteriz. Bu hukuk dışı işlem, planlama sürecinin “önce pazarlama- ardından planlama” biçiminde işlediğini açıkça gözler önüne sermektedir.

 

Yeni yasal düzenlemelerini “Yerel yönetimlerde reform- yönetimlerin yetkileri artırılmalıdır“  söylemlerine  dayandıran   A.K.P. iktidarı, görüleceği üzere, kendi söylemini yalanlamaktan  ve yerel yönetimlerin yasal yetkilerine açıkça müdahale etmekten  çekinmemektedir.  Ancak, bu açık “yetki müdahalesi” karşısında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Planlama Müdürlüğü’nün plana ilişkin olumsuz raporuna  karşın , “önce pazarla, sonra planla”  mantığının ürünü olan bu akıl almaz plan tadilatlarına onay vermekten çekinmemiştir. Kadıköy Belediyesi ise planlara itiraz etmiş ve iptal davası açmıştır.

 

Uygulamaya geçilmesi halinde Ataşehir’i  “kabuskent” e çevirecek olan söz konusu  tadilat planlarının  iptali istemi  ile Ataşehir Sakinleri Dayanışma Derneği tarafından da Danıştay’da dava açılmış ve Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, bu davaya, derneğin yanında müdahil olma kararı almıştır. Danıştay’dan dosya numarası alınır alınmaz, bu yasal işlem yerine getirilecektir. Ayrıca, ilgili kurumlara  da gerekli müracaatlar yapılmış  olup, konu ciddi biçimde takip edilmektedir. Bu çerçevede, Gayri Menkul Yatırım Ortaklığı, SOYAK ile yapılan sözleşmenin tarihinin ve içeriğinin  bildirilmesi talepli ilk yazımıza verdiği cevapta, taleplerimizi  göz ardı ederek,   Mimarlar Odası’na, planlama ve plan revizyonunun ne demek olduğu   hakkında ders  vermeyi(!) yeğlemiş; taleplerimizi tekrar yineleyen ikinci yazımıza ise, aradan 1 ayı aşkın süre geçmesine karşın, henüz bir cevap vermemiştir. Bu konuda, gerekli yasal işlemler önümüzdeki günlerde yapılacak ve gelişmeler bültenimizde duyurulacaktır.

Ana SayfaYapıtlarıRadyo ProgramlarıÇevre SavaşımıHakkında