Ataşehirde Nasıl Bir Örgütlenme İstiyoruz?

Ataşehir’de nasıl bir örgütlenme istiyoruz?

 

     Ataşehir Sakinleri Dayanışma Derneği’nin düzenlediği “Ataşehir Toplantıları”nın ikincisinde, Ataşehir’de sorunların çözümünde etkili olacak sivil toplum örgütlenmesiyle ilgili görüşler tartışıldı.

 

     Ataşehir Lisesi Konferans Salonu’nda 28 Nisan 2004 Çarşamba günü yapılan toplantıya 60 Ataşehirli katıldı. Birinci toplantının yapıldığı Emlak Bankası Sosyal Tesis işletmecisinin boş duran salonları keyfi bir tutumla derneğin kullanımına vermemesi üzerine, ikinci toplantı Ataşehir Lisesi Müdürü Sayın Orhan Derin’in ilgi ve desteğiyle okulun konferans salonunda yapıldı. (Ataşehirlilere hizmet vermesi amacıyla, Ataşehirlinin parasıyla inşa edilen sosyal tesis binası işletmecisi, birinci toplantı için dernekten 200 milyon lira almış, ikinci toplantıdansa 500 milyon lira talep etmiştir.)

 

     Tartışma platformuna katkı sağlamak için görüşlerini açıklamak üzere derneğin daveti üzerine; Ataşehir Toplu Yapı Yönetimi’ni temsilen Ali Kartal, Ataşehir Rotary Kulübü’nü temsilen Köksal Baydere de toplantıya katılanlar arasındaydı.

 

Katılım az fikirler güçlü

 

     20 Mart 2004 tarihinde yapılan ve Ataşehir’in sorunlarının dile getirildiği  toplantının ardından, Ataşehir’de sivil bir tartışma platformu oluşturmak amacıyla her ay yapılması düşünülen toplantıların ikincisinin konusu “Ataşehir’de nasıl bir örgütlenme istiyoruz?”du. Kitlesel bir katılımının sağlanamamasına karşın 60 Ataşehirli canlı ve coşkulu bir tartışmayla Ataşehir’deki örgütlenme sorunlarına çözüm yolları aradı.

 

     Toplantı yönetim masasında Ataşehir Derneği Yönetim Kurulu Üyelerinden Semiramis Ersipahi, Abdülkadir Turgut, Zeki Kar ve Alâettin Bahçekapılı yer aldı.

 

 

 

     Toplantıyı yöneten Ataşehir Sakinleri Dayanışma Derneği Başkanı Alâettin Bahçekapılı, sunuş konuşmasında, Ataşehir Toplantıları’yla Ataşehir’de yeni bir heyecan dalgası yaratıldığı ve olumlu yankılarının alınmaya başlandığını söyledi. Dernek yönetiminin çalışmaları hakkında toplantıya katılanlara bilgi veren ve bu toplantı için hazırlanan 16 sayfalık raporu özetleyen Başkan Bahçekapılı şu açıklamalarda bulundu:

 

     “Dünya artış baş döndürücü bir hızla dönüyor/dönüşüyor/değişiyor. Son 40 yılda dünya nüfusu tam iki katına çıktı: 1960'lı yıllarda 3 milyar olan nüfus 1990'lı yıllarda 5.7 milyar. 2000'de de 6 milyar. Sanayileşmeye bağlı olarak üretim hızla artıyor; tüketim de... Yenilenemeyen kaynaklar hızla tükeniyor; üretim-tüketim ilişkisi de hızla bozuluyor. Doğal kaynakların gücü aşırı sömürülüyor ve azalıyor; dünya "nimetlerini" paylaşmadaki eşitsizliğin boyutları büyüyor. İnsanoğlunun doğayla ve birbiriyle "kavga"sı kimlik değiştirse de sürüyor; "savaşımın" yöneldiği alanlar ve biçimi değişiyor...

 

     Küresel ekonomi tarihte görülmemiş büyümeye ulaştı: 1950 yılında 5 trilyon dolar, 1980'de 10.9 trilyon dolar olan küresel mal ve hizmet arzı (dünya geliri) 1997'de 29 trilyon dolara çıktı. "1990-1997 yılları arasında küresel ekonomi 5 trilyon dolar daha büyümüştür ki, bu miktar uygarlığın başından 1950 yılına kadar kaydedilen iktisadi gelişmeye eştir. Ekonomik büyüme, yaygın ekonomik ve toplumsal gelişmeyi de beraberinde getirmiştir. 1950 yılında tüm dünyada 47 yıl olan ortalama yaşam süresi beklentisi, 1995 yılında 64 yıla çıkmıştır. Her kıtada insanların beslenme düzenleri gelişmiştir."

 

     Ancak, "küresel ekonomi genişledikçe, yerkürenin doğal sistemleri ve kaynakları üzerindeki baskılar da artmaktadır. 1950-1997 yılları arasında, kereste kullanımı 3 katına, kâğıt kullanımı 6 katına, yakalanan balık miktarı yaklaşık 5 katına, buğday tüketimi yaklaşık 3 katına, fosil yakıtı tüketimi yaklaşık 4 katına çıkmış, hava ve suyu kirleten öğelerin sayısı ise katlanmıştır. Ekonominin gelişmekte olduğu, ancak ekonominin üzerinde yükseldiği ekosistem büyümediği, acı bir gerçektir; bu gerçek ekonomi-ekosistem arasındaki ilişkinin giderek gerginleşmesine yol açmaktadır.
 

     Artık insanoğlu, giderek hızlanan ve yerküreyi "yok etme" noktasına gelmekte olan çevre sorunlarıyla karşı karşıyadır. Bütün insanlığın ortak sorunu durumuna gelen çevre sorunları herkesten (dünyanın hangi ülkesinde, hangi konumunda yaşarsa yaşasın tüm insanlardan) ortak tavır ve ivedi çözüm beklemektedir.

     Ancak yerkürenin yaşadığı sorunların sorumlusu olan bizler;

"HİÇ ÇOCUĞUMUZ YOKMUŞ, HİÇ GELECEK KUŞAKLAR OLMAYACAKMIŞ GİBİ DAVRANIYORUZ."

     Aynı durum Türkiye için de geçerli. Bunu, insanoğlunun yarattığı sorunların ve geldiği durumun bizim için de geçerli olduğunu, ülkemiz özeline baktığımızda kavrıyoruz  :Gerçekten de, Türkiye ekonomisinin gelişmesinde, toplumun gönenç içinde yaşamasında birincil önemde olan doğal üretim kaynaklarından hava, toprak ve su varlığımız çevre sorunları başlığı altında toplanabilecek her durumla karşı karşıyadır:

 

     Bütün bu sorunları çözebilmek, çözümde başarıya ulaşabilmek için...

     "Dünyanın, Türkiye'nin ve Karadeniz'in Yarına da Kalması" için: Dünyanın insanı, Türkiye'nin yurttaşı ve Ataşehir'in sevdalısı olarak, bireysel/kurumsal kimliğimizi ve özelliklerimizi koruyarak; bireyler örgütler ve tüm halk bir araya gelmeli, "ÇEVRE ve KÜLTÜR İÇİN KURTULUŞ SAVAŞI" başlatmalıyız.

     Kısacık ömrüne bütün mazlum uluslara örnek oluşturan Kurtuluş Savaşı'nı ve -aramızdan ayrılışından bugüne geçen 66 yıla karşın - hâlâ geçerliliğini koruyan devrimleri sığdıran ve Türk insanıyla birlikte tüm insanlığa da yol gösteren büyük Atatürk'ün izinden giderek, sorunların Kuvayi Milliye ruhu, kararlılığı ve savaşımcılığıyla çözülebileceği bilincine ulaşmak ve bunun gereğini yapmak zorundayız.

     Dünyanın, Türkiye'nin Ataşehir'in sahipsiz olmadığını göstermeliyiz.
     Önlem alınmazsa, "yarın"ın çok geç olacağını haykırmalıyız.
     İçte ve dışta çevreye, kültüre düşmanca yaklaşanlara "DUR" demeliyiz.


    DÜNYA YARINA DA KALSIN,
    TÜRKİYE YARINA DA KALSIN,
    ATAŞEHİR YARINA DA KALSIN,

     Bu dileği tüm halk olarak sahiplenmeliyiz. Unutmamalıyız ki, dünyanın tümünde (doğal olarak ülkemizde de) denetlenmeyecek sorunlar birikmiştir; siyasal kurumlara duyulan güvenin altı boşaltılmıştır, bu durum kurumların çöküşüne ve toplumsal çözülmeye yol açmaktadır; mal mülk düşkünlüğümüz ve/veya üretkenliğe ilişkin tavrımız denetlenemez durumdadır... ve sonunda "bir tür olarak dünyanın ekosistemi, küresel ekonomi ve siyasi sistemlerimiz arasındaki karmaşık ilişkiyi anlayacak türde bir zekâyı geliştirecek, ortaya çıkan ve yavaş yavaş biriken tehlikelere tepki verecek disiplin ve öngörüyü geliştirmekten ve yeterince hızlı evrimleşme kapasitesinden yoksun" olmadığımızı kanıtlamak zorunluluğuyla karşı karşıyayız.

     Evet, ulusal değerlerimizin yok olmasını, yağmalanmasını, havamızın, suyumuzun, toprağımızın yitip gitmesini/kirlenmesini önlemek için bir "seferberlik" ilan etmeliyiz. Atatürk dönemindeki çoşkuyla, Kuvayi Milliye ruhuyla, tam bağımsızlık anlayışıyla, aklın ve bilimin yol göstericiliğiyle Yeniden Kurtuluş Savaşı'na girişmeliyiz. Hemen şimdi!

     Ve bilmeliyiz ki, 85 yıl önce, Atatürk'ün söylediği gibi "Vatanın tamamiyeti, milletin istiklali tehlikededir. (...) Milletin istiklalinin yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır."

     Ataşehir Derneği Başkanı Alâettin Bahçekapılı sorunları ve çözüm yollarını gösterdiği bu genel konuşmasından sonra, derneğin Ataşehir’deki Ada Yöneticileriyle yapılan grup toplantılarında saptanan sorunlara değindi ve çözüm yönteminin nasıl olması gerektiğini anlattı.

     Bahçekapılı’nın açış konuşmasının ardından ilk söz derneğin kurucusu ve onursal başkanı Burhan Cahit Akıncı’ya verildi. Sivil Toplum kuruluşları temsilcileriyle Ataşehir sakinlerinin görüşlerini açıkladığı toplantı 3 saat kadar sürdü. Toplantıda öne sürülen görüş ve düşüncelerse Ataşehir’deki örgütlenmenin adresinin Ataşehir Sakinleri Dayanışma Derneği’nin olduğuydu.

 

Burhan Cahit Akıncı (Avukat):

Her konut 1 milyon vererek maddi destek sağlamalı.

 

1995 yılında kurulan derneğin, yeni yerleşime açılan Ataşehir’de birçok fiziki sorunun giderilmesinde katkısı olmuştur. Doğalgazın, yolların, ulaşımın sağlanmasında dernek görev üstlenmiş, işlerin hızlı yapılmasına destek olmuştur. Derneğe bugün de büyük ihtiyaç var. Derneğin de desteğe ihtiyacı vardır. Dernek yönetimini, yeni bir çalışma anlayışını geliştirdikleri için kutluyorum. Sorunlar tespit edilsin, bir çalışma planı yapılsın ve gençlerin katılımı sağlansın. Ataşehir’in sorunlarının çözümü ve ihtiyaçlarının karşılanması için  maddi imkânlar araştırılarak kaynak yaratılmalı. Ataşehir’de her konut ayda bir milyon verse 15 milyar eder. Bu ekonomik gücün ve desteğin yaratılması için ada yönetimleri genel kurullarında konuyu gündeme getirmeli”.

 

Muhtar Necaattin İlme:

Derneğe destek olalım

 

     Ataşehir çok fazla sorun yaşamaya başladı. Arazilerimiz peşkeş çekiliyor. Güvenlik sorunları var. Büyük fedakârlıkla çalışan sivil toplum örgütlerine her zamankinden daha fazla görev düşüyor. Gönüllü olarak büyük emek harcıyorlar. Elele verelim derneğe sahip çıkalım.

 

Ali Uysal (Mali Müşavir):

Etkinlik düzenlemeliyiz

 

     Bir araya gelmeli Ataşehir’e sahip çıkmalıyız. Dernek ada yöneticileriyle değil, tek tek Ataşehirli ile yola çıkarak hareket etmeli. Fertlere sahip çıkmalıyız. Ada yönetimleri aralarında anlaşma sağlayamıyor. Gereksiz tartışmalarla, polemiklerle zaman kaybediyoruz. Biz atletizm grubu kurduk. Kendi aramızda çeşitli etkinliklerle bir araya geliyoruz. Aynı anlayışla düzenlenecek aktivitelerde ancak katılımı ve güç birliğini sağlayabiliriz. Aidatlarla bu işler yapılamaz. Yapılacak etkinliklerle maddi kaynak yaratılmalı.

 

Ali Kartal (Öğretim Üyesi)-Toplu Yapı Yöneticisi

Çözüm mercii Toplu Yapı’dır

 

     Ataşehir 25 bin kişinin yaşadığı büyük bir kasaba. Buradaki yönetim şekli Toplu Yapı Yöneticiliği’dir. TYY yasal bir tüzüktür. Ada yöneticilerinin oluşturduğu TYY göz  ardı edilerek sorunlar çözülemez. Çözüm mercii ve yetkilisi TYY’dir. Ayda bir milyon ile hizmet üretme fikri TYY’ne aittir. Bu model tarafımızdan oluşturulmuş ve projelendirilmiştir. Katılım sağlanamayınca uygulanamadı. TYY’nin yasal olmadığı, yetkili olmadığı görüşleriyle zaman yitirilmiş, çözüm üretilememiştir.

 

Turgay Beltan (Emekli Amiral)

Dernek tüm adaları kapsayan bir örgütlenme geliştirmeli

 

     Toplu Yapı kurulduğunda ilk başkanı bendim. Ancak hizmet yapmaya ve para toplamaya sıra gelince tıkandık. Yasal olarak para toplama yetkimiz olmadığından proje geliştiremedik. Bunun üzerine TYY olarak biz ihtiyaçları tespit edelim, derneğe aktaralım, ödemelerle dernek ilgilensin dedik, bunu da o zamanki dernek yönetimi kabul etmedi. Ataşehir’in yüzde 35’i bugün belediyeye devredilmiş. Parklar bizim değil, hakkımız yok. Ancak örgütlenme modelini bulmalı ve mücadele etmeliyiz. Bunun için herkes derneğe üye olmalı. Tüm adaları kapsayan bir model kurulmalı. Bunun için derneğe destek olalım. Polis birimi ve postane Ataşehir’e getirilmeli, sorunlar giderilmeli. Nasıl bir örgüt sorusunun cevabı karşımızda durmaktadır. Örgüt dernektir. Demokratik baskı unsuru olarak işlevlendirilmelidir.

 

Köksal Baydere (İnşaat Mühendisi) Ataşehir Rotary Kulübü

Belediye olmak için girişimde bulunalım

 

     Bu toplantıda nasıl bir örgütlenme sorusunu tartışmalıyız. Ama usül yönünden sorun yaşıyoruz. Bence burada hiçbir kimse başka bir sivil insiyatifi küçük düşürecek bir tavır sergilememeli. Ataşehir Toplantıları tartışma platformu çabasını takdir ediyorum.  Şahsi düşüncem Ataşehir’in Bahçeşehir gibi belediye statüsüne kavuşması için girişimde bulunmalıyız. Dernek yasalar karşısında nereye kadar ne yapabilir?

 

Cemal Kuşakçı (64. Ada yöneticisi)

Maddi destek vermeye hazırız

 

     Dernek yönetimi güzel çalışıyor. Ancak maddi güç olmazsa bir şey yapılamaz. Bunun için gelir sağlayıcı tedbirler geliştirmemiz lazım. Biz 64. Ada yönetimi olarak bu desteği vermeye hazırız.

 

Yusuf Doğru (71. Ada yöneticisi)

Maddi destek aktarabiliriz

 

     Dört yıldır Ataşehir’de oturuyorum. Ataşehir’i çok seviyorum. Ataşehir Türkiye’deki en iyi yerleşim ortamlarından biri. Derneğin lokal ve diğer imkânsızlıkları aşılırsa cesaretimiz artar, güç kazanırız. Ada yönetimleri olarak para aktarabiliriz.

 

Rahmi Makul

Dernek etkinliklerinde samimiyet ve orijinalite olmalı

 

     Örgütlenmede dernekler kendi branşları dışında diğer derneklerle dayanışma içinde olmalı. Dernekler çok büyük bir güç. Dünyada artık diplomatik sorunları bile dernekler çözebiliyor. Örneğin uluslararası bir sorun olar “kara mayınları” derneklerin çabasıyla giderildi. Derneklerde çalışmada kişisel çıkarlar yerine samimiyet ve orijinalite olmalı.

 

Turgut Tüfekçi (Profesör Dr.)

Yakınmakla değil çalışarak gelişebiliriz

 

     Örgütlenme teorisinde yakınmak yoktur. Problem analizi yaparak, çalışma grupları oluşturarak, katılım, bilgi, birikim ve tecrübe ile, dayanışma içerisinde gelişme kaydedebiliriz. Bunun için düzenli organizasyonlar yapmalıyız.

 

Savaş Güvezne (Gazeteci)

Dernekleşme hızlandırılmalı

 

     Dernek para toplayarak iş yapamaz. Sivil girişimler baskı grubudur. Örgütlenme bir strateji sorunudur. Ataşehir’in sorunlarına karşı oluşturulacak etkinlikler çerçevesinde bu gücünü yeterli katılımı sağlayarak kullanmalıdır. Prototip dava dilekçeleri hazırlayarak devreye sokulmalıdır. Örgütlenme konusunda farklı arayışlara girilmesi doğru değil, dernekleşmenin hızlandırılması örgütlü gücün geliştirilmesi öncelikli hedef olmalıdır.

 

Erdinç Orhan (Veteriner)

Dernek kaldıramayacağı yükümlülükler üstlenmemeli

     Ataşehir’de yeterli katılım ve güçten yoksun derneğin kaldıramayacağı yüklerin altına girmesi, karmaşık örgütlenme modelleri arayışına yönlenmesi yerine mevcut yapının geliştirilmesi üzerinde durulmalı, destek ve güç sağlanmalı.

 

Yusuf Tatar (Jeoloji Profesörü)

Örgüte güveni artırıcı faaliyetlerde bulunalım

 

     Ataşehir’de 6 aydır oturuyorum. Nasıl bir örgütlenme sorusunu anlayamadım. Burada örgüt zaten var. Dernek kendini tartışmaya mı açıyor? Gelişmiş toplumlarda sivil toplum örgütlerinin rolü ve işlevi çok büyüktür.  Orada bu örgütlerin güvenilirliği de çok büyüktür. Türkiye’deyse derneklere güven konusunda sıkıntılar vardır. Gelişen Türkiye’de bu imajı yıkmak zorundayız. Örgüte güveni artırmalıyız. Yasalar çerçevesinde bu sağlanmalıdır. Ataşehir’de de bize düşen derneğin güvenini artırıcı faaliyetlerde bulunmamızdır. Bir milyon lira toplayarak hizmet geliştirilmesi önerisi uygulanabilir. Derneğe ve Ataşehir’e sahip çıkılmalı.

 

Babür Ersipahi (Makine mühendisi)

Hukusuz uygulamalara karşı mücadele edelim

 

     Bize vaad edilen Ataşehir ile bugün konut idaresinin gerçekleştirmeye çalıştığı uygulamalar tamamen çelişkilidir. Benim evimin önüne hiç hesapta olmayan devasa binalar yapılıyor. Siz burada yasa yok hukuk yok diyorsunuz. Beyler hukuk adalettir, matematiksel dizeler manzumesidir. Hukuk insanların mutluluğu içindir. Yasalara uymayan birimler ve kişilere karşı hukuk çerçevesinde haklarımızı korumak, Ataşehir’e sahip çıkmak için her türlü girişimde bulunalım. Ben şahsen dernek yönetimine tüm maddi gücümle destek vermeye, haksız ve hukuksuz uygulamaların önlenmesi için tüm gücümle çalışmaya hazırım.

 

     28 Nisan 2004 Çarşamba günü Ataşehir Lisesi Konferans Salonunda yapılan toplantıda Ataşehirlilerin özetlediğimiz bu konuşmalarından sonra dernek başkanı Alâettin Bahçekapılı birleştirici, toparlayıcı ve şeffaf olma adına derneğin katılabileceği örgütlenme modellerini açıkladı.

 

 

   “Bilindiği gibi, ülkemizde bulunan ve sivil toplum alanında çalışan organizasyonlar şöyle sıralanabilir:

 

    Dernekler: Dernekler Yasası'na göre kurulmuş tüzel kuruluşlar. Bunlar uluslararası dernekler, ulusal dernekler, bölgesel dernekler, yöresel dernekler, kamu yararına dernekler, spor kulüpleri vb sıralanır. Vakıflar (derneklerdeki gibi bölümlenirler, ayrıca  Merkezi veya Yerel İdareler tarafından kurulan vakıflar) , Meslek Odaları, Sendikalar, Birlikler, Kooperatifler, Platformlar, İnisiyatifler

 

     Başka bir bakış açısına göre de bu organizasyonlar aşağıdaki gibi sıralanır: Gönüllü kuruluşlar (dernekler gibi), Kanunla kurulması gereken kuruluşlar (Meslek Odaları ve birlikleri gibi) Üyelerine yarar sağlamak amacıyla kurulmuş kuruluşlar (kooperatifler gibi), Üyelerinin hak ve çıkarlarını korumak amacıyla kurulmuş kuruluşlar (Sendikalar gibi) 

 

     Geçmişte, çeşitli sivil toplum örgütleri insanların yaşam kalitesini yükseltmek, daha iyi bir çevrede yaşamalarını sağlamak için birçok etkinlikler yapıyorlardı. Bu etkinlikler genelde, dağınık ve birbirinden habersizdi. Katılımcılığın az, halkın genelde sadece izleyici olduğu, çoğunluğun duyarsız kaldığı çalışmalardı ve genellikle Mülki, İdari ve Yerel Yönetimler de bu çalışmaları kendilerine yük, kendi işlerine müdahale olarak görüyorlardı.

 

    Halkımız ise, her konunun, her sorunun hep ilgililer tarafından çözülmesini bekliyor ve kendilerini çok yakından ilgilendiren konularda bile sadece şikâyet ediyorlardı.  Yapılan bütün araştırmalar, hemen hemen herkesin sorunlardan şikâyetçi olduğunu, artık mutlaka harekete geçilmesi gerektiğini söylediklerini, ama büyük bir çoğunluğun zamanları olmadığını belirttiklerini  ortaya koyuyor. Bazıları, boş vakitlerini dahi, nakit kazanmaya yönlendirmiş...işleri çok....kimisi yaşlı...kimisi böyle işlerle uğraşamayacak kadar genç...kimisi bu çalışmaların çok boş olduğu kanısında....AMA HERKES BİRİLERİNİN GELİP KURTARMASINI BEKLİYOR...

 

H-  ÇÖZÜM ÖNERİSİ VE NASIL BİR ÖRGÜTLENME?

 

     ..DERNEKTE ÖRGÜTLENME

       A) HER ADA YÖNETİCİSİ ÜYE OLMALI,

          HER APARTMANDA ÜYE BULUNMALI

          HER ATAŞEHİRLİ ÜYE OLMALI

       B) HER ÖRGÜT YÖNETİM KURULU'NDAN BİR VEYA BİRKAÇ KİŞİ VEYA       TEMSİLCİSİ ÜYE OLMALI

       C) KONULARA GÖRE ÇALIŞMA GRUPLARI OLUŞTURULMALI

 

      ...STK ORTAK PLATFORMU

         AMAÇ

         ORTAK ÇALIŞMA ALANLARI

         DAYANIŞMA İLKE VE YÖNTEMLERİ ...BELİRLENİR

         ORTAK BİR 'DAYANIŞMA' PROTOKOLÜ İMZALANIR, GEREKLİ KURUL VE,VEYA KURULLAR

         OLUŞTURULUR, ORTAK HAREKET EDİLİR.

 

       ...KENT MECLİSİ (GÜNDEM 21 ÖRNEK ALINIR)

          AMAÇ

          ÇALIŞMA ALANLARI

          TOPLANTI,,KARAR ALMA İLKE VE YÖNTEMLERİ

          KARARLARIN UYGULANMASI

                 ÇOCUKLAR MECLİSİ

                 BÜYÜKLER MECLİSİ

                 ÖRGÜTLER SENATOSU

                 YÜRÜTME ORGANI

                 DİSİPLİN KURULU

 

I-  S O N U Ç

 

      İşte bu noktada yerleşmiş dikine ilişki ve getirdiği güç ile işlerini yoluna koyma yöntemi yerine...

      GİDEREK SİVİL OLAN,

      AKTİF KATILIMCI OLAN,

      VE OLUŞAN ÇARPIKLIKLARI HER DÜZEYDE SORGULAYARAK DOĞRUYU BULAN,

       VE BU DOĞRUNUN YAŞAMDA DA DOĞRULANMASI İÇİN ETKİNLİKLE ÇALIŞANLARIN OLUŞTURDUĞU  TOPLUMUN YAPISININ GÜCÜ....

-         GENİŞ BİR İLETİŞİM AĞI,

-          AÇIKLIK,

-         ŞEFFAFLIK,

-         ÖZVERİ

-         Ve bu şekilde oluşan SAĞLIKLI YATAY BİR İLİŞKİDEN  geçmektedir. Yani, çarpıklık toplumu oluşturan bireyler AKTİF KATILIMCI ve SİVİL OLMADIKÇA  sürecektir.

     Katılımcı bireyler topluluğu, kendi toplumunu sivil anlayışa götürür. Sivil anlayış, kişinin kendi fikrinde başlar, beklentilerine, davranışlarına ve yönelimlerine yansır.

 

     Tüm bu yaklaşımları göz önüne aldığında, geniş kitlelere ulaşabilmenin yöntemi onları kendi evlerindeki, kendi sokaklarındaki, yakın çevrelerindeki sorunlarına yönlendirerek, onlara sahiplenme bilinci aşılamak, kendi yöresel sorunlarını tartıştırarak, çözüm planlarını oluşturmak ve katılımcı bir yapılanmanın içine çekmek ile mümkün olacaktır.

 

     Katılımcı bir şekilde oluşan, yaygın yapılanmanın başarısı doğrultusunda gelişen iyi niyet ortamı, kararlılık, toplu bilinç ve baskı, ilgili mercilerin karar verme süreçlerini ve uygulamalarını hızlandırmakta, yasalar ve yönetmelikler ve standartlar değişmekte, toplumsal politikalar ve stratejiler bu oluşuma göre değiştirilmektedir.

 

     Bu şekilde toplumun yönetenleri ile yönetilenleri arasında yadsınamayacak bir işbirliği, duyarlılık ve birlikte yönetim tarzı oluşmaktadır. Diğer bir deyişle halkın yönetime katılımı, katılımcı bireylerin organizasyonunda geçmektedir.

 

     Çözümün gerçekleşebilmesi için de, Merkezi idare, Yerel yönetimler, Meslek Örgütleri, Akademisyenler, Parlamenterler, Sendikalar ve Gönüllü kuruluşlar, yani toplumun her kesiminin bir KUVAYI MİLLİYE ortaklığında  birleşmesi  gerekmektedir.

 

     Bu noktada sivil hareket  yaşamsal bir önem kazanmaktadır.

Çünkü, bu yeni anlayış, bu KUVAYI Milliye  ortaklığı açıklık ve saydamlığı  oluşturacak, dolayısıyla TEMİZ TOPLUM arayışlarına bir yanıt olacaktır.

 

     Bu yeni anlayış, demokratik bir işbirliği ve dayanışma kültürünü ve etiğini de simgeleyeceği gibi toplumun ve yönetiminin toplam kalite  ve meşruiyet açısından etkinliğini  de yükseltecektir.

 

     Ayrıca, sivil hareketin gelişmesi halk içinde  aktif katılımı, sahiplenmeyi  ve bir araya gelerek  ülke sorunlarını saptamayı,  ilgili-yetkili-etkili yandaşlarla/ortaklarla  konuşarak çözüm projelerini oluşturmayı ve   projeler doğrultusunda eylem birliği yapmayı sağlayacaktır.

 

     Böylece toplumun her kesiminin katılacağı ve sahipleneceği bir yönetim biçimi oluşacaktır/oluşturulacaktır.

 

     Bu çaba ve çalışmalar, belki de yanlış anlamalardan kaynaklanan birtakım sıkıntılar nedeniyle engellenmemelidir. Bundan dolayı böylesi bir tartışmayı gündeme getiriyor ve buradan ortak bir anlayışın ve tavrın çıkmasını diliyor ve bekliyoruz.

 

     Yeniden vurguluyoruz; BİZ,

KATILIMCILIK

AÇIKLIK

SAYDAMLIK

BİLGİNİN SERBEST AKIŞI VE KARŞILIKSIZ PAYLAŞILMASI

SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNDE VE YÖNETİMDE BİRLİKTELİK

-özetle- TEMİZ TOPLUM  ve TEMİZ ÇEVRE

istiyoruz. Ve bunu gerçekleştirme kararlılığımıza, Kuvayi Milliye anlayışımıza, savaşımcılığımıza gücünüzü, aydınlık düşüncenizi katmanızı bekliyoruz.”

 

Ataşehir Derneği Başkanı Bahçekapılı’nın bu önerileri üzerine söz alan katılımcılar derneğin güçlendirilmesinin dışında bir örgütlenme modeli aramaya gerek olmadığını, bütün Ataşehirlilerin dernek çatısı altında toplanması gerektiğini; kent meclisi oluşturma düşüncesinin üzerinde çalışılarak ileride yaşama geçirilmesini vurguladılar. Dernek Genel Sekreteri Zeki Kar da aynı doğrultuda görüş belirterek toplantının son konuşmasını yaptı ve katılımcılara teşekkür etti.

Ataşehir Toplantıları 2 etkinliği bu olumlu ve verimli hava içerisinde sona erdi.

Ana SayfaYapıtlarıRadyo ProgramlarıÇevre SavaşımıHakkında